DİCLE KIYISINDAKİ KUZU
Tarih: 01-09-2008 17:16


Süleyman Demirel Dicle kıyısındaki kuzunun hesabının kendisinden sorulacağını söylemişti.

            Doğrusu da budur.

            Bir ülkenin yöneticisi için bundan daha doğal ne olabilir ki ?

            Bugün Medvedev de, dünyanın neresinde olursa olsun Rus yuttaşlarının hesabının kendisinden sorulacağını söylüyor.

            Ve gereğini yapıyor.

            Ve bütün dünya birleşse de kararlı olarak sözünü tutacağı izlenimi veriyor.

            Savaş pahasına, ambargo pahasına, dışlanmak pahasına yuttaşlarının hakkını koruyacağını dünyaya açıklıyor.

            Bir anlamada ‘yedi düvele’ meydan okuyor.

            Ne var ki Süleyman Demirel ile Medvedev arasında bir ayırım var gibi görünüyor.

            Biri çobanlıktan gelme olduğundan yuttaşlarını sürü gibi görmesine karşın, diğeri yurttaşlarını ana kuzusu gibi görmekte.

            Biri Dicle kıyısında hergün kurda kaptırmakta kuzularını, diğeri “üvey evlat’ları için bile giyebilmekte çizmelerini.

            İki ayrı anlayış, iki ayrı davranış.

            Süleyman Demirel’in ülkesinde, bugün bu çobanlık anlayışına göre, kuzulara ‘çekip gitmeleri’ bile kolaylıkla söylenebiliyor.

            Kaldı ki kuzular kurda da değil çakallara yem olmakta Türkiye’de.

            Ayıya nasıl karşı koyabilecek?

            Ayının yeğeni olduğu söyleniyor zaten.

            Kuzularını satmış kendi postunu kurtarmanın peşinde.

            Post Fransızca’da yüklenilen görev demek öte yandan.

            Yani çobanın kendisi de bir kuzu özünde. Üzerindeki posta bakıp kendisini çoban sanmakta.

            İkisi de bir.

            Bir’lik bu işte.

            Çoban da bir kuzu da.

            Bölünmezlik de buradan geliyor.

            Ve bölünmezlik buradan başlıyor, önce beyinde ve sonra yürekte.

            İstenç ya da bulunç, yani vicdan denilen kavşakta.

            Çobanın beyninde olmayanı yüreğine sokamazsınız ki.

            İster Recep, İster Şaban ve isterse Ramazan olsun değismez.

            Yine de hoşgeldin Ramazan.

            Yürekten beyine giden bir yol olman dileği ile…

            Çünkü bizim işlerimiz hep böyle ters işte.

 


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku

Older news items: