İlker Paşa bugün Genel Kurmay Başkanı oldu. Ve güzel bir 23 Nisan konuşması yaptı.
‘Atatürkçülük’ vardı, Devlet-Ulus vardı, laiklik vardı ve ‘askerimizin duruşu’ vardı konuşmasında. Yeni bir şey var mıydı diye sorulacak olursa, o da vardı; ‘ABD ile tam bir uyum içinde olduğumuz’. Rahatladık. Çünkü, ‘malum çevreler’in zaman zaman ordumuz ile ABD arasında kimi anlaşmazlıklar olduğunu ileri sürerek ordumuzu yıpratmaya çalıştıklarını duyuyorduk. ABD ile uyum içinde olmak AB ile uyumu da getiriyor beraberinde. Türkiye’yi AB’ye zorlayan, bu konuda elinden geleni esirgemeyen ABD değil mi zaten? Sözde Atatürkçülere göre de çağdaş uygarlık düzeyi sanılan. Bu düzey bugün küreselleşip, dünyanın geri kalanını da yuvarlaklaştırmaya çalışmakta. İlker Paşa işbu küreselleşmeyi veri alarak, bakışımlı-bakışımsız (simetrik-asimetrik) kimi teknik çözümlemeler de yaptı. Terör bakışımsız gruba giriyor. Bakışımlı grup ise ABD ve AB olsa gerek. Ve konuşma metnine bakmayıp karşıya baksa bakışacaklar gibi görünüyordu. Belki kaçamak bakışıyorlardı bile. 23 Nisan’da birlik ve bölünmezlikten sözetmeden olur mu? İlker Paşa da sözetti. Tam bir 23 Nisan birlik ve bölünmezliğinden… Bir de 29 Ekim birlik ve bölünmezliği vardır oysa. Dünyayı yuvarlak değil de köşeli gören çözümlemelerle ulaşılan. Köşebaşlarından ikisi ABD ve AB ise başka köşebaşlarının da olabileceği. Atatürk’ün çağdaş uygarlık düzeyi derken Türkiye’nin kendisi için bir köşebaşı olmasını anlatmaya çalıştığı. Cumhuriyet’in birlik ve bölünmezlik anlayışıdır bu. Somut değil soyut. Görünürde olduğundan çok yüreklerde ve yürekten olan. Ulusun devleti ile bütünleştiği. Türkiye’deki Kafkas kökenli yurttaşların İstanbul ve Ankara’da Çerkez ya da Gürcü olduklarını haykırmalarının zevkle izlenebildiği... Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarından olan ve gurur duyulan. Arkasında ABD ve AB’nin olmadığı.. Ve arkasında ABD ve AB’nin olduğu ‘birlik ve bölünmezlik’ söylemi 23 Nisan konuşmalarına yakışsa da 29 Ekim konuşmalarına yakışmaz. Çünkü arkasında ABD ve AB’nin olduğu her anlayış ‘bakışımsız gruplar’ yaratmaktadır da ondan. Hem ABD ve AB ile uyum içinde olup hem de ‘bakışımsız gruplar’dan yakınmak olmaz. Olursa 23 Nisan konuşması olur ama 29 Ekim konuşması olmaz. Daha zaman var demek. Bakalım İlker Paşa 29 Ekim’de nasıl konuşacak? |