Yaşar Paşa’nın Genel Kurmay Başkanı olacağı dönemlerde kopartılan gürültü Paris’e uzanmıştı.
Tanıdık Magrep (Tunus, Cezayir ve Fas) Arapları, nedense onlar burada bize ‘gardaş’ diyorlar, benden Türkiye’deki gelişmeleri onlara yorumlamamı istediler. Ben de Yaşar Paşa’nın iyi bir komutan olduğunu, ülkeyi çapsız politikacalara karşın iç ve dış tehditlere karşı koruyabileceğini söyledim kısaca. Nereden bilebilirdim ki ? Sezinliyordum sadece… Gün geldi, iç tehdit Paşa’ma komutan oldu. N’oldu dediler bana; ben ‘meraklanmayın Paşa’mın bildiği var ki benim bile aklım ermez buna’ dedim. Gün geldi, dış tehdit de değil tehditçik eyleme kalktı: Irak’lı eşkiyalar Türkiye’ye girdiler. Girmekle kalmayıp askeri birliğimize saldırdılar ve askerlerimizi tutsak edip Irak’a götürdüler. Yaşar Paşa bölgeyi iyi biliyordu. O gece o eşkiyaları mahreçlerinde (ekonomi poltikte çıkak, çıktığı yer demek) yakalayıp getirecek diye bekledim. Boşuna… Yaşar Paşa eşkiyanın arkasından koşacağına, Alaca Karanlık Partisi Genel Başkanına koştu ; ‘Koş dedi, Corc Buş’a koş, izin mizin al da gel bizahmet’. O da koştum koşuyorum derken, aradan aylar geçti. O ara Türk halkı sokaklara döküldü ve zar-zor orta boy bir izin çıktı. İzin çıkınca Yaşar Paşa Irak’ın kuzeyini şöyle bir dolanıp geldi ve ‘tamam, dedi, bundan böyle mahreçleri gözetim altına alınmıştır, çıkar çıkmaz halledileceklerdir’. Bakmayın sözlerini yalınlaştırdığıma, Yaşar Paşa tumturaklı konuşur aslında. ‘Sözde değil özde’ bir komutandır kendileri. Tıpkı kendi başkomutanları gibi ! ‘Eşkiyaya değil arkasındakilere bakın’ dediydi bir kaç kez. Biz de eşkiyanın arkasına baktık uzun süre, meğer kendileri de eşkiyanın arkasından bakıyorlarmış sürekli. Bizim çıplak gözle gördüğümüzü onlar göremiyorlarmış meğer. İzinden sonra eşkiyaya uydudan bakar olmuşlar dediklerine göre. O gün bugündür bakıyorlar da görebildiler mi belli değil. Konuşurken borsaya bakar da ana muhalefet partisini görmez Yaşar Paşa’m. Bakacak yeri iyi bilmek gerek kuşkusuz. Baykal niye erken döndünüz diye sordu da bir dayak yemediği kaldı. ‘Sen mi verdin izni?’ dedi. Ben izin aldığım yere veririm hesabımı. Orası da eşkiyanın arkası mı ne? Biz bilemeyiz, çünkü uydudan bakacak durumda değiliz. Dolmabahçe’de dolma mı mantı mı ne yemişti de bize söylememişti yine. Anılarında yazacakmış, öğreniriz birgün elbet. Anılarında bizleri bilmediğimiz nice tehlikelerden kurtardığını da öğreneceğiz belki. Belki kendi anılarına bile gerek kalmayacak, ordudan bir Yaşar Paşa gelip geçmiş olacak. Güle güle Paşa’m. İstersen bundan böyle hiç konuşma. Söz gümüşse sükût altındır denir ya. |