‘Örgüt’ümüzün yapmayı tasarladığı ve uzun yıllar savaşımını verdiği kimi konuları açıklamaya devam ediyorum. Birinci Paylaşım Savaşı’nda, Lenin son Türk Devleti olarak Afganistan’ı gösteriyordu.
‘Örgüt’ümüzün Anadolu’da bir Türk Devleti kurabileceğine başlangıçta Lenin bile inanmıyordu yani. Ama bizden önceki ‘örgüt’ üyelerimiz önce Lenin’i sonra da tüm Avrupalı devlet yöneticilerini yanılttılar. Lozan’da ister istemez Türkiye Cumhuriyet’ini tanımak zorunda bıraktılar. 1930’larda özellikle Sovyetler Birliği’nin desteği ile bir tarım toplumundan sanayi toplumu yaratma çabası gösterdi örgütümüz . Devletle bütünleşmiştik bir bakıma. Çalışıyor ve başarıyorduk. Planlı bir ekonomi ile bir yandan yuttaşlarımızın gelir düzeylerini arttırırken bir yandan da onların eğitim düzeylerini yükselttik. ‘Soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen’ kadınlarımız başı açık, alnı dik olsun istedik; seçme ve seçilme hakkı vererek onları da ‘insan’ konumuna yükselttik. İkinci Paylaşım Savaşı’ndan sonra kimi zorluklarla karşılaştık. Amerika önce yöneticilerimizin beynine, sonra da dibine girdi. O günkü gazete kupürlerinden bulunabileceği gibi, İhsan Sabri Çağlayangil’in kendi anılarına da bakılabilir bu konuda: CİA,Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın ‘dibini oymuş’ bulunuyordu. ‘Örgüt’ümüz başbakan ve bakanlarımızın dibini kurtarmayı öncelikli görevler arasına aldı. Ancak düşman da boş durmuyordu; ABD o güne değin bir ölçüde bize karşı yansız davranan Avrupa ile işbirliğine girerek okur-yazar (Aydın değil)’larımızın dibine değin uzandı. 1980’lerde artık yöneticilerimizde dip-mip kaldı denilemez. Çünkü biz yenilmiştik. O arada MİT’imiz küreselleşti. Yani yuvarlaklaştı, çünkü globalleşme, fransızca globe’dan gelip, yuvarlak demektir. Devlet için çalışmaktan çok kendisi için çalışmaya başladı. Asker dışındaki güvenlik güçleri ile oynaştı ve birlikte yuvarlaklaşmaya başladılar. Yani küreselleşmeye… Böylece MİT ve Emniyet’imizin kendi ‘emniyet’leri için yaptıkları ile yabancıların istekleri bir anlamda çakışmış oldu. Yabancıların ayrıca istekte bulunmasına gerek kalmadı artık. ‘Örgüt’ümüz ABD ve Avrupa için ne denli tehlikeli ise kendi MİT ve Emniyet’imiz için de o denli tehlikeli olmaya başladı. O nedenle şu son davayı Amerika açtırdı demek abartma olur. Özünde bu dava MİT ve Emniyet’in kendi davasıdır. Başbakan ve bakanları ile, yazar ve gazetecileri ile ve MİT ve Emniyet’i ile kendi davaları. Bizim ‘örgüt’ün bu davada davalı mı davacı mı olduğu da dava görüşülürken belli olacak. |