DARBE ve ORDU
Tarih: 06-07-2008 01:23


Özünde bütün silahlı kuvvetler darbecidir. Onlara o pusatları (silah) havaya değil ama adama sıkmak için verirler. Gün gelir dıș düsmana karșı ve gün gelir düșmanla ișbirliği içindeki iç düsmana vurur darbesini.

Darbede ölenler olabileceği gibi yaralanıp travmasını uzun yıllar yașayanlar da olabilir.

Türkiye’de doksan yıl öncesinin travmasını yașayanlar da var her gün ölenler de…

Ve Türkiye’de 12 Mart ile 12 Eylül’ün travmasını yașayanlar da az değil. O nedenle benim kușağım böylesi darbelerden çok korkar.

Demem o ki darbe var darbecik var!

Darbeler haktan yana, emekten yana, ekmekten yana, dirlik ve düzenden yana, aydınlıktan ve onurdan yana ise darbe değil devrim diye adlandırılır.

27 Mayıs Devrimi de tarihimize böylesi bir devrimci darbe olarak geçmiștir.

O nedenle 12 Eylül’ün Amerikancı pașaları önce 27 Mayıs Ulusal Egemenlik ve Anayasa Bayramı’nı kaldırdılar.

Türk Ordusu’nda Amerkancı pașa olur mu demeyin, olmuștur ; ancak umarım șimdilerde kalmamıș olsun.

Su uyur düșman uyumaz denir. Amerika da ordudan pașa bulamayacağı günler için pusatlı ikinci güç olan polis içinden adam (onlar boys, oğlan derler) ayarlamıș olabilir. Adlarını anmama değmez ama bizim kimi eski emniyet müdürlerimiz bu oğlanlara çok benziyorlardı.

Ve gün gelir iki polis bir emekli pașayı karakola götürerek emekli olmayan pașaya selam göndermiș olur. Devrimci darbeye yelteneyim diye düșünme sakın pașam demektir bu.

Pekiyi ama, Türkiye’de bugün darbeyi isteyenler kimler olabilir ?

Alaca Karanlık Partisi yöneticileri ve yandașları.

Yani bașta Abdullah Gül ve Recep Erdoğan, sonra Bülent Ersoy (Arınç diyecektim) ve Fehmi Koru, sonra Taha Akyol ve Hasan Camel vb.

Nedeni açık; son seçimden bu yana geçen bir yıl boyunca ertelenmiș ekonomik ve toplumsal sorunlar daha bir artmıș ve yöneticiler bu sorunları çözmek yeterliliğinden uzak olduklarını kendileri de yașayarak görmüslerdir.

Onlar için tek çözüm yolu bulundukları konumu yitirmeksizin sorunları bașkalarına devredebilmektir.

Askere, olmazsa polise… o da olmazsa yabancı askere…

Son tümcede abartı yok. Gül ve Erdoğan koltukları için Türkiye’nin yabancı askerlerce ișgalini hoșgörecek denli ‘hoșgörü’ sahibidirler.

Ne var ki Türkiye bugün ne 1980’lerin, ne 90’ların ve ne de 2000’li yılların Türkiyesidir. Ve ne de 2010’ların dünyası onların düșledikleri dünyadır.

ABD batakta, AB çatlaktadır.

TSK görevinin bașında ve iç hizmet yasasını gereğince uygulayabilecek yeterliktedir.

TSK darbeye karșı da bağıșıklık kazanmıș durumdadır.

TSK yaparsa devrim yapar ya da devrim yapanların yanında olur, o kadar.


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku

Older news items: