DARBE VE DEVRİM
Tarih: 10-06-2008 08:39


Anayasa Mahkemesi’nin türban yasasını iptal etmesi üzerine çıkarılan gürültüye bakınız. Bülent Arınç gibi taşra avukatları ile 12 Eylül Anayasa Profesörleri bunun bir darbe olduğunu ileri sürmekteler.

Doğrudur, bu bir gerçek darbedir. Çünkü darbe bir sürecin belli bir noktada engellenmesi demektir. Ve darbeler gerek devrim ve gerekse karşı-devrim süreçlerinde ortaya çıkabilirler. Sözkonusu iptal kararı da karşı-devrim süreci için önemli bir darbe olmuştur. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin Türkiye’de devrimci sürece indirdikleri darbeler gibi…

Darbeler darbe olarak kaldıkları gibi yeni bir sürecin başlangıcı da olabilirler. 12 Eylül, darbe olmanın ötesinde karşı-devrimci süreci besleyen ve giderek onunla özdeşleşen bir süreçtir.

Yeniden iptal kararına dönülecek olursa, bunun 12 Eylül karşı-devrimine de bir darbe olduğu kolaylıkla söylenebilecektir.

12 Eylül darbesi yapılıp da içinde yaşadığımız karşı-devrim süreci başlatılmasa idi ;

-Türkiye’de Turgut Özal gibi bir teknokrat, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olabilir miydi ? Olamazdı, çünkü O daha MSP’den milletvekili bile seçilemeyecek durumda idi.

-Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller başbakan olabilirler miydiler ? Kesinlikle olamazlardı.

Bu karşı-devrimci süreç niteliksel ve niceliksel birikimlerini tamamlamasa idi, Türkiye’de Recep Erdoğan’ın başbakanlığı kendisinin aklının ucundan bile geçmezdi. Hele Abdullah Gül’ün bir gün Türkiye Cumhurbaşkanı olabileceğini söylemek doğrudan ‘meczup’luk sayılabilirdi.

Ama bu karşı-devrimci süreç ABD tarafından öylesine desteklenmiş öylesine hızlandırılmıştır ki 1990 yılların sonunda Türkiye’de bunların bile olabileceği dillendirilebilmiştir.

Ancak bugün gelinen aşamada bu karşı-devrimci sürecin sürdürülemeyeceği de ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bunun hem iç ve hem de dış dinamikleri tıkanmıştır.

Bundan sonraki hiçbir darbe karşı-devrimci süreci sürdürülebilir kılamaz.

Kenan Evren ve arkadaşlarını bu ülke bir daha göremeyecektir. Yıkılmakta olan onların ‘eseri’dir ve 12 Eylül’ün çocukları için çırpınıp hayıflanmaktan öte yapacak hiçbir bir şey kalmamış bulunmaktadır.

Son olarak, bu saptamaların kişisel görüşüm olmaktan öte Tarih’ten çıkardığım notlar olarak değerlendirilmesi gereğini belirtmeliyim. Yani öznel değil nesnel, özel değil genel ve Popper tarafından kesinlikle yanlışlanamaz niteliktedirler .


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku

Older news items: