AB Anayasası' nın Fransız ve Hollanda halkı tarafından reddedilmesiyle ortaya çıkan krizin aşılması için, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin, AB Anayasasının yerine, haziran ayında gündeme getirdiği « Basitleştirilmiş Avrupa Antlaşması - le traité européen simplifié » 18-19 ekim tarihleri arasında Portekiz’in başkenti Lizbon’da yapılan AB zirvesinde kabul edildi.
Bu antlaşma AB anayasasını tarihe gömüyor ve onun yerini alıyor. Aynı Amsterdam (1996) ve Nice (2000) antlaşmaları gibi, AB’nin kurucu antlaşmaları olan Roma ve Maastricht antlaşmalarına ek maddeler ve yeni düzenlemeler yaparak AB ülkelerinin uyacakları son metin durumuna geliyor.
AB bayrağı, milli marş ve semboller yeni antlaşmaya girmiyor. Bunun anlamı şu : Bu anlaşma ile AB bayrak ve marşı gayriresmi duruma geliyor. Fransız basının ortak kanısı Anayasasız, bayraksız ve marşsız bir Avrupa’nın « Politik AB » hayellerini bitirdi. 20 ekim tarihli Le Monde gazetesinin başyazısında « AB, Genişlemeyi hazmetmediği ve küreselleşmeye uyarlanabilir bir proje oluşturmadığı sürece, nefes alamayacaktır Lizbon antlaşması sadece gerekli bir adımdır ama yeterli diğildir » deniyor. Le Voix du Nord gazetesinde Hervé Faure, « Sorun Mavi bayrağın ve marşın varolma hakkından ziyade, gerektiğinde Avrupalı, gerektiğinde de ulusalcı davranmak isteyen üye ülkeleri ürkütmemek için bu antlaşmaya konmaması önemlidir ».
Les dernières nouvelles d’Alsace gazetesinde Jean-Claude Kiefer, Lizbon antlaşmasını «Birleştirici değil fakat çıkar gruplarına göre bölüyor…Zira antlaşmanın hiç bir yerinde AB’nin hedefi belirtilmiyor » şeklinde yorumluyor.
Bu tespitler AB’nin politik bir Birliğe değil fakat bir dağılma sürecine girdiğinin işaretlerini veriyor.
Lizbon antlaşması, 6 ayda bir değişen AB Konsey başkanlığı yerine Konsey tarafından seçilen ve 2,5 yıl görev yapacak olan Konsey başkanlığını getiriyor. AB Konsey başkanı, Uluslararası alanda AB’yi temsil edecek ve AB zirvelerini hazırlayacak. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solana’nın yetkileri artırılarak AB Komisyonu başkan yardımcılığına getiriliyor.
AB’nin 40’ın üzerinde alanda kararlarının alınmasında kullanılacak oylama sistemine de geğişiklik getiriliyor ; AB nüfusunun % 65’inin katılımıyla yapılacak oylamada % 55 ile kararlar alınabilecek. Bu oylama sistemi 2014 yılından itibaren geçerli olacak. İngiltere ve İrlanda kendi ülkelerinin çıkarlarına ters kararları uygulamayabilecek, fakat işleyişi bloke etmiyecek.
AB Temel Haklar Şartı Lizbon antlaşmasında yerini aldı, ama İngiltere ve Polonya bu Şartı uygulamayaclarını zirveye kabul ettirdiler. Bu Şart, AB’de 1 milyon imza toplayan Avrupalılara, Konseye bir yasa tasarısı sunma hakkını getiriyor. Ayrıca 256 sayfalık bu antlaşma, AB üyesi bir ülkenin diğer ortaklarla anlaşma şartıyla Birlikten ayrılabileceği şeklinde bir maddeye yer veriyor.
Basitleştirilmiş Avrupa Antlaşması, özü itibarıyla 2005 yılında Fransa ve Hollanda halkı tarafından reddedilen AB anayasısını temel alıyor. Bu anayasayı hazırlayan Konvansiyonun başkanı Fransa Eski Cumhurbaşkanlarından Valéry Giscard d'Estaing Bu antlaşmayı şöyle değerlendiriyor : « Hiç bir ilerleme yok.Metin, Anayasa projesinin öngördüğü bütün yapısal ilerlemeleri aynen almış …buna karşılık, AB’nin sembollerini yok sayarak geri bir adım atmıştır. ».
Lizbon Antlaşması'nın 13 Aralık'ta yapılacak AB zirvesinde imzalanması bekleniyor. Antlaşmanın daha sonra 27 AB ülkesinde onaylanması gerekiyor. Üye ülkeler referandumdan kaçınarak kendi parlamentolarında onaylama yoluna gidecekler. Sarkozy referandum yapyacağını peşinen açıkladı. AB ülkeleri 2008 yılının sonuna kadar bu antlaşmanın onaylanarak 2009 yılında yürürlüğe girmesini öngörüyor.
Sarkozy’nin referandum yapılmayacak açıklaması, 2005 referandumunda anayasaya hayır diyenlerin tepkilerine yol açtı. Aralık 2007’de Fransız parlamentosuna gelecek bu antlaşmaya karşı eleştiriler ve eylemlerin dozunun artacağını bugünden görmek mümkün. 2005’de Sosyalist partinin % 55’i AB anayasasına hayır demişti. Onay günü meclis oturumuna katılmama düşüncesi partide ağır basıyor. Böylece partinin yeniden « Hayır»cı, « Evet »ci diye bölünmesinin önlenmesi düşünülüyor. Le Monde gazetesine göre, Eski Savunma ve İçişleri bakanlarından Jean-Pierre Chevènement’nın, Lizbon antlaşmanı bir « Kazık yemek » olduğunu ve referendum yapılmasını istediğini yazdı.
ALİ RİZA TAŞDELEN PARİS 24 EKİM 2007 |