AB ÜLKELERİNİ BÖLEN KRİZ GİDEREK BÜYÜYOR
Tarih: 11-10-2008 13:15


Bir yıldır artarak gelen Küresel kapitalizmin mali krizi Avrupa Birliği ülkelerinide içine alarak Kapitalist sistemi temelden sarsan bir krize dönüşmüş gözüküyor.

Bir zamanların Maliye Bakanı ve neoliberal politikaların Fransa’da ki ateşli savunucularından Sarkozy’nin Kapitalizm eleştirisinin gerçeklik payı bir yana AB’ye doğru uzanan mali krizin halk üzerinde yaratacağı olumsuz tepkileri bastırmaya yonelik bir çıkış olduğu açık bir şekilde ortadaydı. Sarkozy bu doğrultuda açıklamalarını sürdürmeye devam ediyor : 25 eylül Toulon konuşmasında « Fransızlara gerçekleri söylemek, Krizin bitmediğini ve sonuçlarının kalıcı olduğunu söylemektir. Bugün kü krizin etkilerini önümüzdeki aylarda büyümede, işsizlikte ve satınalma gücünde göreceğız demektir » dedi. Fransa Başbakanı Fillon 8 Ekim’de Ulusal mecliste yaptığı konuşmada « Tarihi bir krizle karşıkarşıyayız » dedi.

 

Kriz başta Avrupa olmak üzere tüm dünyaya hızlı bir sekilde yayıldı. Tüm dünyanın nefesini tutarak beklediği ABD’nin 700 milyarlık kurtarma paketinin 3 Ekim’de kabul edilmesi, 4 Ekim’de Paris’de AB dönem başkanı Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin başkanlığında İngiltere, Almanya ve İtalya’nın katılımıyla yapılan mini G8 zirvesi 6 Ekim Pazartesi günü AB borsalarında yaşanan çöküşü engelleyemedi.

 

« Kara Pazartesi » olarak adlandırılan 6 Ekim’de borsalar Paris’de  % 9,04, Frankfurt’da  %7,07, Londra’da %7,85 kayba uğradılar. 7 ekim Salı gününü sakin geçiren Avrupa borsaları 8 Ekim Çarşamba sabahı yeniden bir düşüş yaşadı ; saat 10 :00’da açılan Paris borsasında 20 dakikada % 8,18 oranında bir düşüş yaşandı ve ardından seans 12 :00’ye kadar durduruldu. Pazartesi yaşanan düşüşler sadece finansal değerleri değil endüstriyide vurdu : Renault otomobil grubu %12,62, Demir çelik grubu ArcelorMittal ise % 14,85 değer kaybına uğradı. Le Monde gazetesinden Pierre Antoine Delhommais «  Dörtlü bir güven krizi ile karşı karşıyayız : Birbirine kredi vermeyen bankalar krizi, hükümetlerin çözüm konusundaki bölünmüşlüğü, Reel ekonomiyi tehtid eden Borsa piyasasının çökmesi ve mevduat sahiplerindeki tedirginlik » diye yazıyor. Fransa’nın AB’den sorumlu Devlet Bakanı Jean Pierre Jouyet’e göre « Bankalar krizinden, mevduat sahipleri ile bankalar arasındaki güven krizine geçişi yaşıyoruz »

 

AB, kriz karşısında alınacak tedbirleri görüşmek için hemen hergün, her düzeyde toplantı üzerine toplantı yapıyor : 3 Ekim’de, aynı zamanda G8 üyesi olan dört AB ülkesinin Paris zirvesinde somut bir karar çıkmadı. Zirvede ABD’nin aldığı karara benzer bir öneri gündeme geldi. Fransa’nın 300 milyar Euro’luk ortak banka kurtarma fonu oluşturulması önerisi Almanya tarafından kabul edilmedi. Almanya Maliye Bakanlığı Sözcüsü Stefan Olbermann « Böyle bir fona ihtiyaç yok. Finansal krizin yaygınlaşması durumunda böyle bir paketin uygulanması zor. Bu yeni devasa sorunlar yaratacaktır. Herkesin kendine uygun çözümü bulması doğru tercih olacaktır » dedi.

 

Sürekli birlikte hareket etme çağrılarının yapılmasına rağmen ortak hareket etme konusunda anlaşamayan AB ülkeleri tek tek başlarının çaresine bakmaya yönelmiş görünüyor. Les Echos gazetesi yazarlarından François Vidal « Avrupalı liderlerin dış görüntüde sözde ortak tutum sergilediklerini, ancak arka planda her ülkenin kendi çıkarı doğrultusunda hareket ettiğini » yazıyor. Yapılan analizlerde « AB’nin ortak para birimine sahip olmakla birlikte, siyasal birliğin olmamasının çözüme ilişkin ortak politikaların oluşturulamadığı » tespitleri yapılıyor. Krizin AB Anayasasının yerine kabul edilen « Lizbon Anlaşması »nın bir işe yaramadığını ve « İstikrar Paktı »nın öngördüğü Bütçe açığının % 3’ün altında kalma kararının bu krizde uygulanamayacağı belirtiliyor.

 

Nitekim Her AB ülkesi kendi başının çaresine bakmaya başladı : 5 Ekim Pazar günü, önce İrlanda ardından Almanya  mevduata sınırsız güvence verme kararlarını açıkladılar. Almanya’nın bu kararına karşı çıkan İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Almanya Başbakanı Merkel’i telefonla arayarak tepkilerini dile getirdi.

 

6 Ekim Pazartesi günü Lüksemburg’da önce Euro bölgesi 15 AB ülkesi, ertesi gün 7 Ekim Salı günü ise 27 AB ülkesi Maliye bakanları biraraya gelerek alınacak ortak tedbirleri görüştü. Bu toplantıda alınan tek ortak karar, halen alt sınırı 20 bin euro olan mevduat güvencesinin 50 bin euro’ya yükseltilmesi oldu. Yanıbaşındaki İrlanda’nın mevduata sınırsız güvence getirmesiyle sermayenin ülkesinden kaçacağını düşünen İngiltere güvenceyi 35 bin sterlin’den 50 bin sterline’ne  (64 bin euro) yükseltti.

 

Mevduat güvencesinin 70 bin euro olduğu Fransa’da 6 Ekim’den bu yana yaşanan düşüşler halkda ve piyasalarda büyük tedirginlik yaşanmasına neden oldu. Gerek Cumhurbaşkanı Sarkozy gerekse Başbakan Fillon yaptığı açıklamalarda « Fransız Banka sisteminin sağlam olduğunu ve Hükümetin hiç bir bankanın iflasına izin vermeyeceğini ve gerekli müdahalelerin anında yapılacagını » belirterek halkı sakinleştirmeye çalıştılar.

 

Bütün bu açıklamaların mevduat sahiplerini yatıştırmaya yetmediği tespitleri Fransız basının sayfalarını dolduruyor ve konuyla ilgili anketler yayınlanıyor. France İnfo radyosunun bir haberine göre « çelik kasa satışlarının arttığını ve Fransızların mevduatlarını kendi kasalarında ve evlerinde tutma eğiliminin güçlendiğini » belirtiyor.

 

Fransa’da sıkça telafuz edilen diğen bir nokta ise «Recession/piyasa durgunluğu» Fransa Ulusal istatistik kurumuna göre 2008’in üç çeyreğinde % 0,9 orannında küçüldü. Basının dile getirdiği diğer bir konuda yaşanan mali krizin işsizliği artıracağı, inflasyonun artacağı ve tüketimin daralacağını ve bunun sosyal patlamalara yol açacağı tespitlerinin yapılması. Bankalardan küçük ve orta işletmerin kredi alması neredeyse imkansız duruma geldi. Otomobil ve emlak kredisi almak tamamen durdu.

  

ALİ RIZA TASDELEN

PARİS

8 EKİM 2008

  
Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku