FRANKFURT NEREDEN VE FRANKFURT'UN ÜNLÜLERİ
Tarih: 17-06-2007 12:10



Main Nehrinin ortasından geçtiği Frankfurt kenti, Almanya’nın en önemli kentlerinden biri. Bugün kıta Avrupasının en büyük havalanına sahip olan bu büyük kent, Almanya’nın coğrafi olarak ortasında bulunuyor ve Almanya’nın bankacılık ve finans merkezi olarak tanınıyor. Müzeleri ve yıl boyu değişerek süren fuarları da çok önemli.

Kent, İkinci Dünya Savaşından sonra, özellikle 1960’lar ve 70’lerden sonra o kadar büyük bir gelişme gösterdi ki, aynı zamanda Avrupa’nın en fazla gökdelenini ve en yüksek gökdelenlerini barındıran kenti oldu. Bu yüzden, gökdelenlerin yoğun olarak bulunduğu bölge, New York’un Manhatten’ına benzediğine gönderme yapılarak „Mainhatten“ olarak anılıyor.

Savaşta önemli tahribata uğraması nedeniyle (kentin yüzde 60’ı zarar görmüş, yıkılmıştı), kentin modernleşmesi, yenileşmesi ve yenilenmesi kolaylaşmış. Kentin özelliklerini koruması ve daha fazla önem kazanması konusunda ise hiç bir fedakarlıktan kaçınılmamış. Örneğin, büyük ölçüde yıkılan tarihi Opera binası, o ölçekte yapılacak yeni bir yapının beş-altı kat fazlası bir maliyetle aslına uygun bir şekilde onarım görmüş. Savaş sonrasının yokluklarında, o büyük ekonomik zorlukların arasında bu büyük giderin kabulü, bu ölçüde büyük masrafın üstlenilmesi doğru muydu diye insan düşünmeden edemiyor. Bugün Opera binası kentin kültürel merkezlerinin en başında geliyor.

4. yüzyılda bölgenin güneydoğusundan gelen bir Cermen boyu olan Franklar, Rhein-Main bölgesindeki, çoğunluğu gene bir Cermen soylu Alamanlar olan toplulukları, başka yerlere sürerek buraya yerleşti. 500’lü yıllarda Frankfurt’un olduğu yere „Frank geçidi“, „Frankların geçit yeri“ (Furt der Franken) denilmeye başlandı.

794’te, Frankfurt’u Frankfurt yapan, Charlemagne adıyla da bilinen Karl der Große (768-814), geçide „Villa Franconovurd“ adını verdi. Bu büyük kral Frankfurt’un ilk önemli kişiliği. Kentin bir yerleşim yeri ve merkez olarak kurucusu sayılıyor.

Bugünkü Avrupa Birliği’nin öncülü „Birleşik Avrupa“nın ilk tasarımlayıcısı bu devlet adamı, Frankların kralı olduğu için, Fransa’nın olduğu gibi Almanya’nın da babası sayılıyor, ama Frankfurt için anlamı çok daha başka.

Kente ait ilk yazılı metin Karl der Große’nin hayatını yazan Einhard’ındır.

Kent, Roma sınırı.

8. yüzyılda Doğu Frank Krallığı Doğu Roma İmparatorluğundan bağımsızlığını ilan etti. Kentin tarihi o zamandan sonra önem kazandı, çünkü Karolenj döneminde Doğu Frankların hükümdarlık merkezi olmuştu (843).

Frankfurt bu dönemden sonra Almanya ve hatta Avrupa için hep önemli olacaktır.

11. yüzyılda ticaret canlandı. Artık Frankfurt Avrupalı bütün tüccarların uğradıkları bir pazar merkezi, mal ve ürün değişim yeriydi. Mal değişiminin Almanya’daki ilk merkezlerinden biri olan Frankfurt, sonradan, çok uzun bir süre, en önemlisi de olacaktır.

Frankfurt, Staufer Hanedanının ünlü kralı I. Friedrich (Friedrich Barbarossa) (1122-1190) tarafından büyük bir kent haline getirildi. Main köprüsü yapıldı, sonradan „Staufer Surları“ denilecek olan Roma’dan kalma surlar kenti tamamen çevreler hale getirildi.

Main’ın sol kıyısına Saksonlardan koloniler yerleştirildi. Burası sonradan Sachsenhausen olacaktır.

Haçlı Seferlerinde Frankfurt’tun bir önemi var. Almanya’dan giden Haçlıların bir kısmı, ya Frankfurt’tan veya yakınından yola çıkmış, ya da Frankfurt’tan geçmiş.

1235, Domun yapımı başladı.

1240 yılında Kral II. Friedrich’in koruması altında ilk fuarın açılması Frankfurt’un köklü bir ticaret merkezi haline geleceğini gösteriyordu. Bölgenin coğrafi özellikleri ve ulaşım kolaylıkları bunu zaten sağlamaktaydı. Kuzey Almanya, Frizland, Flandr bölgelerini güneye, İtalya’ya bağlayan en önemli merkez. Alsas ile Macaristan’ın da ortası.

1254’te Ren bölgesi prenslikleri Frankfurt’a katıldı.

1266 Frankfurt Meclisi, Schultheiss ve Schöffenkollegium açılmasını, banka kurulmasını kararlaştırdı, 1320’de bankalar üç tane olacaktı.

1330’da fuarlar için özel yer yapıldı, fuar büyüdü. Alplerde yeni açılan Gotthard Geçidinin kolaylaştırdığı ulaşımla canlanan ticaret yolunu değerlendirmek gerekiyordu.

1333’te, ticaretin gelişmesi yüzünden Kral IV. Ludwig kentin iki katı büyümesini kararlaştırdı. Bu ise 1343’te, kenti çevreleyen surların yenilenmesini ve genişletilmesini gerektirecekti.

1338’de Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğunun en önemli prenslerinin hazırladığı bir sözleşme Frankfurt Meclisi tarafından benimsenerek „Frankfurt Pragmatische Sanktion“una dönüştürüldü. Buna göre imparatorluk tacı papadan değil tanrıdan geliyordu. Böylece papalıkla bütün ilişkiler koparılmış oluyordu. Bunu tarihçiler, iki yüzyıl sonra Hıristiyanlığın Avrupa’da ikiye bölünmesine yol açacak olan Reform’un o zamanlardaki başlangıcı, ilk adımı olarak değerlendireceklerdi.

1356’da IV. Karl, imparatorların taç giyme töreninin Frankfurt’ta St. Bartolomäus Kilisesinde yapılmasını kayıt altına aldı. Metz’de açıkladığı „Altın Ferman“ (Goldenen Bulle), seçicilik kurumunu yasallaştırdığı gibi seçimin yerinin de Frankfurt olduğunu kesinleştiriyordu.

Frankfurt, 1372-1806 yılları arasında imparatorluğa bağlı „özgür kent“ statüsünde.

1535’de Reformationda karşı tarafa geçerek protestan oldu. İmparator V. Karl’a (1500-1558) karşı protestan inanç, Schmalkaldischen Bund tarafından savunuldu. 1546-47 Schmalkaldischen savaşı. Bund çözüldü. İmparatorluk güçleri kenti bastı. Protestan Frankfurt yenilmişti ama savaşın galipleri kentte kalamadı.

Reformcu Hollandalı ve İngilizler 1554’te Frankfurt’a geldiler ve nüfusun beşte birini oluşturdular. (Ersten Glaubensflüchtlinge)

Bu dönemde Yahudiler kentin dörtte birini oluşturmaktadır.

Almanya’da ilk borsa 1585’te Frankfurt’ta kurulmuş. Kuranlar, sonraları finans sektörünün dünyada en çok tanınan ailesi olan Rothschild’ler. Rothschild ailesinin mali imparatorluğunun temelleri Frankfurt’ta ve bu girişimle atıldı. Meyer Amschel Rothschild (1744-1812) 1766’da Frankfurt’ta ailenin adını taşıyan bankayı kuruyor. Banka kısa zamanda gelişiyor ve Avrupa’nın önemli ticaret merkezlerinde ve büyük kentlerinde (Viyana, Paris, Londra, Napoli vb.) şubeler açıyor. Almanya’nın 19. yüzyılda Avrupa’nın büyük güçleri arasına girmesi aynı zamanda bu finans sektöründeki gelişme sayesinde.

Prusya Kralı II. Friedrich Wilhelm 1788’de çıkardığı bir kanunla basın özgürlüğünü yokettiğinde, Berlin’de yasaklanan ve yayımlanamayan her yazı Frankfurt’ta gelmekte ve Frankfurt’ta basılmaktadır.

Frankfurt, 19. yüzyıl başında Ren Konfederasyonu yönetim merkeziydi. 1810’da Napoleon’un kurduğu düklüğün başkenti oldu.

1815’te Napoleon sonrası dönemde yeniden özgür şehir statüsüne kavuştu. Viyana Kongresi ile Cermen Konfederasyonunun başkenti oldu.

1816-1866 yılları arasında o yılların Almanya’sının başkentidir. Almanya tarihinde önem taşıyan meclisler, hep Frankfurt’ta kuruldu. [(Bundestag) Federal Meclis] 1815’ten sonra kurulan işlevsiz Frankfurt parlamentosu Avusturya ağırlığı altındaydı. 1848’de kurulan Frankfurt Parlamentosu 1849’da Prusya politikalarının altında ezilecek, Alman topraklarında Avusturya’nın belirleyiciliği yerini yavaş yavaş Prusya ağırlığına bırakmak zorunda kalacaktı. Özgür ve birleşik bir Almanya kurmak amacıyla ortaya çıkan Frankfurt Ulusal Meclisi, Frankfurt Anayasası denilen ilk anayasayı yaptı, ancak bu anayasa uygulanamadı.

1830 ve 1848 Devrimleri Almanya’daki etkilerini her yerden önce Frankfurt’ta gösterdi. München ve Berlin kadar, biri Avusturya’nın, diğeri Prusya’nın başkenti olan bu iki önemli siyasi merkez kadar büyük olmamakla birlikte Frankfurt siyasi olarak onlardan daha etkiliydi. Bütün siyasi akımlar Frankfurt’ta gelişiyor, gizli yayınlar, giderek çeşitlenen ve çoğalan bildiriler Frankfurt’tan çıkarak her tarafı sarıyordu. İçinde „cumhuriyet“, „vergi“, „prens“ gibi maddeler bulunan „Köylüler İçin Sözlük“, o günlerde genç delikanlı olan ünlü yazar Georg Büchner’in kaleme aldığı „Hessen Köylülerine Bildiri“ gibi siyasi metinler bu dönemin ürünleriydi ve Frankfurt’ta çoğaltılmışlardı..

Frankfurt, Prusya ve Avusturya arasında yaşanan „Yedi Hafta Savaşı“ndan sonra savaşı kazanan Prusya tarafından ilhak edildi. Kent, özgür kent statüsünü gene kaybetti.

1871’de, Fransa’nın Alsace ve Mosel’i bırakmak zorunda kaldığı anlaşma Frankfurt’ta imzalandı.

19. yüzyılın başında surlar yıkıldı, geniş alanlar açıldı. Artık Frankfurt yavaş yavaş bir sanayi kentine dönüşüyor, bugünkü görünüşünü almaya başlıyordu. 1928 yılında bugünkü nüfusuna yaklaşan nüfusuyla (550 bin) bir sanayi ve kültür kentiydi.

Kentin tarihten gelen özellikleri dışında başka birçok önemli özelliği var. Herkes tarafından çok bilinmeyen bir özelliği de Frankfurt’un önemli kişilerle olan ilişkisi. Bu ilişki öyle yoğun ki, Frankfurt’ta doğmuş, ya da Frankfurt’ta yaşamış, ya da Frankfurt’a bir nedenle gelmiş, ya da Frankfurt’la bir nedenle özdeşleşmiş olan önemli ve ünlü insanların listesi ile karşılaşıldığında insan şaşırabilir.

En bilinenden başlayalım: Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832), Frankfurt’ta doğmuş olarak Frankfurt’un övünç kaynaklarından biri. Elbette Frankfurtluların en önemlisi. Şimdi müze olarak değerlendirilen evi, en çok ziyaret edilen yerlerden biri. Üniversiteye Goethe’nin adı verilmiş. Almanya’nın en büyük, en eski, en önemli üniversitelerinden biri. Frankfurt’un 1926’dan beri verilen bir ödülü var. Adı, „Goethe Ödülü“.

Goethe Ödülü alanlar arasında şu adlar bulunuyor:

Stefan Georg, şair (1927),

Albert Schweitzer, doktor ve filozof (1928),

Sigmund Freud, 20. yüzyıla damgasını vurmuş psikanalizci (1930),

Ricarda Huch, şair ve edebiyat araştırmacısı (1931),

Gerhard Hauptmann, şair, yazar (1932),

Max Planck, fizikçi (1945),

Hermann Hesse, yazar (1946),

Karl Jaspers, filozof (1947),

Thomas Mann, yazar (1949),

Carl Zuckmayer, yazar (1952),

Walter Gropius, mimar (1961),

Georg Lukács, edebiyat tarihçisi, edebiyat bilimcisi (1970),

İngmar Bergman, İsveçli sinema oyuncusu (1976),

Raymond Aron, Fransız sosyolog, yazar (1979),

Golo Mann, tarihçi, yazar (1985),

Ernst H. Gombrich, sanat tarihçisi (1994),

Siegfried Lenz, yazar (2001),

Marcel Reich-Ranicki, edebiyat eleştirmeni ve yazar (2002).

Yani Frankfurt, bir yerde Goethe kenti.

Frankfurt diyalektinin meraklısı ve hayatını Frankfurt’a ait halk şarkıları, sözleri ve deyişlerini derlemeye adamış, Frankfurt’a ait kültürel mirası bugüne taşımış Friedrich Stoltze (1816-1891), ünlü filozof Theodor W. Adorno (1903-1969), kimyager ve Alman kimya endüstrisi öncülerinden ve bu endüstrinin kurucusu Leo Gans (1843-1935) Frankfurt’ta doğmuş ve yaşamış olanlar.

20. yüzyılın en önemli bestecilerinden, hayatının bir kısmını da Türkiye’de geçiren ve Ankara’daki devlet konservatuvarını kuran Paul Hindemith (1895-1963) de Frankfurt’ta doğanlardan biri, ölümü de Frankfurt’ta olmuş. Türkiye’den davet aldığı için Türkiye’ye giden Hindemith, aslında Nazilerle anlaşamadığı için Almanya’da kalamamış. Çünkü Türkiye’den sonra ülkesine dönmek istemişse de, bunun mümkün olmadığını (ya da doğru olmadığını) görerek ABD’ye gitmiş. Ancak savaşın bitiminden sonra Frankfurt’a tekrar kavuşmuş.

Dünyanın, alanındaki en önemli müzeleri arasında sayılan Senckenberg Doğabilimleri Müzesi (Senckenberg Naturmuseum), adını, hayatının önemli bir kısmını Frankfurt’ta geçirmiş Johann Christian Senckenberg’den (1707-1772) alıyor. Doğabilimcisi ve doktor Senckenberg kurduğu hastane ve doğabilim merkeziyle Frankfurt’un bilimsel hayatına önemli bir katkıda bulunmuş. Sonradan bir vakfa dönüşen kuruluş üniversiteye bağlı olarak müzenin de kuruluşunu sağlamış.

Gene Frankfurt’un övünç kaynağı olan resim ve güzel sanatlar müzesi (Städelsche Kunstinstitut) de adını Johann Friedrich Städel’den (1728-1816) almış. Bir ticaret adamı olan Frankfurtlu Städel, kişisel resim koleksiyonunu bağışlayarak ve mirasını müzenin kuruluşuna vakfederek bu anlamlı ve önemli sanat merkezinin ortaya çıkmasını amaçlamış, tabii, çok da iyi başarmış.

Besteci Georg Philipp Telemann (1681-1767), şair Friedrich Hölderlin (1770-1843), felsefenin en önemli adlarından Georg Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831), Alman Birliği’nin kurucusu Otto von Bismarck (1825-1898), müzikçi Engelbert Humperdinck (1854-1921), ressam Max Beckmann (1884-1950), faaliyetlerinin önemli bir kısmını Frankfurt’ta yürütmüş ve hayatlarının önemli bir kısmını Frankfurt’ta yaşamışlar.

Alman Birliğinin sağlanmasındaki destekçilerden ve Alman hamlesinin mimarlarından, Rothschild ailesinin torunlarından Mayer Carl von Rothschild (1820-1886), hayatını Frankfurt’ta geçirmiş, Almanya’ya damgasını vuran çalışmalarını hep Frankfurt’ta yapmış.

Arthur Schopenhauer (1788-1860), hayatının son yıllarını Frankfurt’ta geçirmiş ve Frankfurt’ta ölmüş.

1933 yılında, Alman devlet adamı Paul von Beneckendorff und von Hindenburg, 1959’da, bilim insanı ve barış savaşçısı Albert Schweitzer ve Devlet Başkanı Theodor Heuss, 1960’ta, düşünür Max Horkheimer, 1986’da, Fransa’nın son dönemlerde tarihini belirlemiş François Mitterrand, 1989’da, uzun yıllar şansölyelik yapmış Helmut Kohl kentin fahri hemşerisi ünvan almış. Bu arada bu ünvanın Adolf Hitler ve Hermann Göring’e de verilmiş olduğunu, ama Frankfurtluların bunu hatırlamak bile istemediklerini belirtmeden geçmeyelim.

Frankfurt adını bilim dünyasına veren bir kuruluştan, bir kurumdan, bir çevreden sözetmeden geçemeyiz. Goethe Üniversitesine bağlı Sosyal Araştırmalar Merkezi (Institut für Sozialforschung) 1923’te, kurucu üyelerden Felix Weil’in katkısı ve girişimiyle kuruluyor. Enstitü bir de dergi çıkarıyor. Dergi bilim çevrelerinde büyük ilgi görüyor. Kuruluş kısa zamanda dikkatle izlenen bir çekim merkezine dönüşüyor. „Frankfurt Okulu“ adını taşıyan akım ortaya çıkıyor ve bu akıma açılım kazandıran çalışmalar bilim dünyasına katkılarda bulunuyor. Horkheimer, Adorno, Marcuse enstitünün sonradan en fazla tanınacak, hatta popüler olacak olan mensupları. 1933’te Nazilerin iktidara gelmesiyle bu bilim insanları topluca ABD’ye gidiyorlar. Enstitü dağılıyor. 1950’de gidenlerin önemli bir kısmı Frankfurt’a tekrar dönüyor. 1953’te enstitü tekrar kuruluyor. Frankfurt Okulu, bugün hala etkileri devam eden, tartışmaların odak noktasında bulunan bir kavram olarak, Nazilerin bilim dünyasıyla nasıl ters düştüğünün ve bilim dünyasına nasıl zarar verdiğinin somut bir örneği olarak da hep bilinecek.

Kültür kenti Frankfurt’ta başka ödüller de var.

Theodor-W.-Adorno Ödülleri. Düşünür Jürgen Habermas, besteci-müzikçi Pierre Boulez, sinema dünyasının öncü adlarından, Fransız Yeni Dalgasının yaratıcılarından Jean-Luc Godard, araştırmacı Jacques Derrida bu ödülü alanlardan bazıları.

Max-Beckmann Ödülleri, Ignatz-Bubis Ödülleri, Frankfurt Müzik Ödülü gibi ödüller kendi alanlarında her yıl veriliyorlar ve bu ödül kurumları Frankfurt’un adını kültür dünyasında her gün biraz daha genişletiyorlar.

Tıp doktorları, kimyagerler, fizikçiler ve başka alanlardan bilim insanları arasında birçok kişi, otuza yakın önemli insan, Nobel ödülü almış Frankfurtlular. Nobel Edebiyat Ödülü Sahibi Elias Canetti, Frankfurt’ta yıllarca öğretmenlik yapmış.

Almanya’nın merkezi bir yerinde bulunması, Frankfurt’a yabancıların gelmesini kolaylaştıran bir etken olmuş. Avrupa’nın batısı ve doğusu arasında, kuzeyi ve güneyi ortasında bir yer olduğu için hep bir konaklama yeri aynı zamanda. Hem ticaret merkezi, hem de kültür kenti olması kentin ayrı bir çekiciliği. Tarihte oynadığı rol, Alman siyasi tarihi için önemi de cabası. Velhasıl Frankfurt’un ziyaretçisi hiç az olmamış. Bunların içindeki ünlüleri liste olarak yazmak sayfalar ister. Ancak bunlar arasında, Frankfurt’tan geçmiş, Frankfurt’ta bir süre kalmış veya bir süre yaşamış olanların bazıları Frankfurt’u anlatmış. Çeşitli semtlerini, yerlerini veya önemli yapılarını anlatanlar arasında Victor Hugo, Andersen, Bettina von Arnim, Saint-Beauve, Gérard de Nerval, Felix Mendelsohn-Bartholdy, H. Grimm, Walter Grimm, Alexandre Dumas, W. von Humbold, Ludwig Emil Grimm, Anton Kirchner, J. K. Huysmans, Henry James, C. J. Weber, Hölderlin, W. M. Thackeray, Hans Thoma gibi edebiyat, siyaset ve bilim dünyasının önemli adları da bulunuyor. Kimisi Frankfurt’u günlüğüne yazmış, kimisi mektuplarında anlatmış, kimisi sayfalar dolu gezi anısı, kimisi kendisini etkileyen yerler olarak Frankfurt’u kaleme almış. Örneğin, Hugo, Goethe, Saint-Beauve vd. Römer, Altstadt ve Dom’u; de Nerval, Mendelsohn, Grimm vd. Main Nehri kıyılarını; Thaeckeray, James, Thoma vd. Frankfurt dışındaki, çevresindeki alanları betimlemiş. İzlenimler çoğunlukla dikkate değer, ama her zaman övücü.

Frankfurt’u konu edinenlerin içinde Frankfurt’a yaptığı gezinin izlenimlerini yazan bir Türk şairi önemli bir yere sahip. Çünkü Türk edebiyatında sembolizmi temsil eden bu şair, döneminde Türkiye’nin en önemli ve etkili şairlerinden biri. İzlenimleri hem oldukça ayrıntılı, hem de çarpıcı tespitler ve olumlu değerlendirmelerle örülmüş. Bu seyahat notları, Türk edebiyatında Avrupa’yı konu edinen anlatımlar içinde ilk hatırlanan örnek olduğu gibi, gözlem gücü ve anlatım özellikleri bakımından de değerli bir yere sahip. Bu gezinin izlenimleri „Frankfurt Seyahatnamesi“ adıyla Türkiye’de ilkönce bir gazetede tefrika ediliyor (1932), sonra da kitap olarak basılıyor (ilk basımı 1933, sonra da defalarca basılıyor). Frankfurtluların ve Alman okuyucusunun, ne yazık ki, Almancasıyla eline alamadığı bu gezi izlenimleri, umarız günün birinde Almanca olarak yayımlanır.


KAYNAKLAR

H. Boockmann / H. Schilling / H. Schulze / M. Stürmer, Mitten in Europa – Deutsche Geschichte, Sammlung Siedler, Berlin 1992.

Geschichte des deutschen Parlamentarismus, Deutscher Bundestag, Bonn 1999.

Johann Jacob Häslin (Hrg.), Frankfurt, Im Prestel Verlag, München 1954.

Ahmet Haşim, „Frankfurt Seyahatnamesi“ / 9 Kanun-i evvel 1932 – 5 Şubat 1933, Milliyet, Bütün eserleri içinde, …. Yayınları, s. ..-….

Barbara M. Henke / Thomas Kirn / Ruth Rieger, Frankfurt, Verlag C.J. Bucher GmbH, München 1994.

Hilmar Hoffman, Die Großen Frankfurter / Ehrenwürdige Bürger und Ehrenbürger von Karl dem Großen bis Friedrich von Metzler, Societäts-Verlag, Frankfurt/M, 2006.

Johannes Proelß / Günther Vogt, Friedrich Stoltze – Ein Bürger von Frankfurt, Societäts-Verlag, Frankfurt/M, 1978.

Werner Wolf / Rainer Koch (Hrg.), Hessen in der Revolution 1848/1849, H. Kunz Verlag, Kelkheim 1989.


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku

Older news items: