TÜRK ORDUSUNA IKINCI ÇUVAL
Tarih: 04-07-2008 13:26


2 Temmuz tarihli Radikal Gazetesi, "Nihayet Bazı Büyük Balıklar" manşeti ile çıktı. Bir gün önce Türk Ordusu'nun bir Kuvvet Komutanı ve bir Ordu Komutanı'nın gözaltına alınması haberi böyle veriliyor. Manşete yansıyan nefreti ve kini, gizlenemeyen düşmanlığı görüyor musunuz? Daha da önemlisi "Ergenekon soruşturmasında büyük balığa ulaşma" benzetmesinin sahibi Radikal Gazetesi değil. Soruşturma başladıktan sonra Avrupalı yetkililer birkaç kez "büyük balığa ulaşmanın" gerekliliğinden söz ettiler.

Emperyalistin, Türk Ordusu'nun komutanlarından "yakalanacak veya avlanacak balık" olarak bahsetmesi eşyanın tabiatına uygun.

            Köle ruhlu işbirlikçide ise hiçbir yaratıcılığın olmaması normal.

            Hedef: Türk Ordusu.

 

"Özel görevli" gazete

            Bir de Taraf Gazetesi var. Özel olarak bu Operasyon için çıktığı konusunda hiçbir şüphe yok. Operasyon bitince kapanacak. Bu "özel görevli gazete"nin başlığı ise özel görevine uygun:

            "Darbeci Paşalar Gözaltında"

            Hüküm verilmiş. Manşetin hemen yanında tıpkı Radikal Gazetesi'nin yaptığı gibi emekli komutanların "üniformalı" fotoğrafları konmuş. Amaç, bağcıyı dövmek...

            Taraf'ın daha önceki yayınları da hatırlarda…

            Genelkurmay'ın içinden elde edildiğini duyurduğu belgeler ve diğer haberler; kimin tarafından "beslendiğini" yeterince ortaya koyuyor.

            Yasemin Çongar bu "iş" için Amerika'daki işini bıraktı ve "bir süreliğine" Türkiye'ye geldi.

            "Vatanı bir kadın memesine satarım" diyen Ahmet Altan, aynı zamanda Gazete'nin "tıyneti"ni açıklayan kıymetli bir ipucu.

            Bir de Fethulahçı yazarları var gazetenin. Ekip tamam. Atlantik ötesinden "özel görevle" Türkiye'ye yollananlar, her şeylerini Batı'ya ipotek etmiş, ipini satmış mandacı takımı ve Amerikan İslamcıları.

            Ortak hedefleri: Türk Ordusu.

 

Siyonizmle kolkola

            Amerika'nın yürüttüğü "Operasyon"un en "militan" sesleri arasında "Vakit" gazetesini saymazsak tablo eksik kalır.

            Yahudi düşmanlığı, bu gazetenin temsil ettiği zihniyetin hareket noktası… Bütün Dünyayı ve bütün gelişmeleri anti-semitizmle açıklarlar.

            Ama saplantı derecesindeki bu anti semitizm, Türk Ordusu söz konusu olunca yok oluyor.

            Orgeneral Başbuğ'un Ağlama Duvarı'nda bir tertibin parçası olarak çekildiği anlaşılan fotoğraflarını Vakit gazetesine kim ulaştırdı dersiniz? Demek ki Atatürk, Türk Devrimi ve Türk Ordusu söz konusu olunca MOSSAD müttefik haline gelebiliyor.

            MOSSAD tezgâhında imal edilen malzemeler, makul savaş malzemesi haline dönüşebiliyor.

            Elbette bütün bunlara "Operasyon Medyası"nın diğer bütün televizyon ve gazetelerini de eklemek gerekir. Hepsi Türk Ordusu'na yönelik yayınlarını özellikle son günlerde yoğunlaştırmış bulunuyorlar.

           

Kaybedilen mevziler

Kritik soru şudur: Ordu neden hedeftedir? Bu sorunun cevabı aynı zamanda İktidar, Soros ve Fethullah medyasında Ordu'ya yönelik kampanyayı anlamamızı sağlayacaktır.

1 Temmuzda gerçekleştirilen gözaltılar üzerine şiddetlenen Türk Ordusu düşmanı yayınları da başka türlü anlayamayız.

Amerika Türkiye'de önemli mevziler kazandı. Abramowitz'in daha 1996 yılında Başbakan adayı olarak belirlediği kişi öngörülen koltuğa oturdu. Cumhurbaşkanlığı makamında ise ABD ile "iki sayfa 9 maddelik gizli anlaşma imzaladığını itiraf eden" zat oturuyor.

Emniyet içindeki F tipi örgütlenmenin ulaştığı boyut, Ordu'nun en üst rütbeli komutanlarının ve yüksek yargı mensuplarının, Ana Muhalefet Partisi'nin rahatlıkla dinlendiği boyutlara ulaştı.

Basın yayın organlarının büyük çoğunluğu Amerikan çıkarlarına uygun yayın çizgisinde.

Fethullahın CIA raporlarına geçen 25 milyar dolarlık sermaye gücü Türkiye'nin sermaye yapısının büyük bir hızla değiştiğini gösteriyor. Geleneksel sermaye çevrelerinin "yarın başıma acaba ne gelecek" korkusu, Sinan Aygün'ün yaşadıklarından sonra bir kuruntu olmaktan çıkmıştır.

Devletin diğer kurumlarındaki kadrolaşma üzerine fazla bir şey söylemeye gerek yok. Eğitim ve sağlık başta olmak üzere bütün bakanlıkların durumu ortada.

 

İkinci Çuval Olayı

Bütün bunlar tamam. Ama gene de önemli bir eksik var. Silahlara kumanda edemezsiniz iktidar olamazsınız. Amerika ve işbirlikçileri yukarıda sıraladığımız adımları attılar. Ama Türk Ordusu'nu ele geçiremediler.

İşte son günlerde yaşadığımız "kıyametin" sebebi budur.

4 Temmuz 2003 yılında Süleymaniye'de Türk Ordu mensuplarının başına geçirilen "çuval"dan daha büyük bir "Çuval Olayı" ile karşı karşıyayız.

Eski Birinci Ordu Komutanı emekli Orgeneral Sayın Hurşit Tolon'un fotoğrafta görüldüğü kadarıyla etrafı 27 Polisle sarılı olarak götürüldüğünü gösteren fotoğraftaki manzara, 4 Temmuz'da Süleymaniye'de gerçekleşen olaydan daha az vahim değildir.

Türk Milletine; "Bak! En güvendiğin kurumun en üst rütbesine çıkmış komutanlarını da işte böyle götürüyorum, önümde kimse duramaz!" mesajı verilmektedir.

Türk Ordusu, Türk Milletinin emperyalist emellerin kurbanı olmasını engelleyecek en önemli silahıdır.

Saldırılara karşı Ordusuna sahip çıkmak, milletimizin yaşamsal görevidir.                                                                                                                    mbgultekin@ip.org.tr


Yorum Gir Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Beğenilme Yazdır E-mail olarak gönder İlgili Makaleler Devamını Oku
Mehmet Bedri Gültekin tarafından yazıldı